"EĞİTİM BAKANLARI, CUMHURBAŞKANI'NI YANILTIYORLAR"
7 Aralık 2017 Perşembe 10:26

Eğitim Uzmanı Gazeteci Abbas Güçlü, Radyo Trafik Marmara canlı yayınında Cenk Sarıkaya’ya konuk oldu. Eğitim sistemi ve kaldırılan TEOG sınavına dair bilgi veren Güçlü, sistemi ve bürokrasiyi eleştirdi, siyasetçilerin eğitimi ciddiye alması için anne babaların, çocukları için sorular sorması gerektiğini söyledi. Güçlü, “Siyasetçiler eğitimi ciddiye almıyor. Bir Bakan ülkesindeki okulların %80’inden fazlasına niteliksiz okul diyorsa bu bir faciadır. TEOG çöpe atılıyor ve TEOG’u getiren milli eğitim bakanı ağzını açmıyor. Eğitim Bakanları Cumhurbaşkanı’nı yanıltıyorlar. Normal üniversitelere giden 1 buçuk milyon kişi var, gerisi açık öğretim. Öğrenci bir üniversiteye kayıt olduğu zaman işsiz sayılmıyor, bunun yapılma nedeni işsizliği azaltmak. Eğitimde sorunlar bitmiyor, 50 milyon kişi eğer bir konuda rahatsızsa, huzur yok demektir. Çocukları rahat bıraksınlar, bence onlar için daha iyi olur. İleride çok daha iyi noktalara gelebilirler.” dedi.

Abbas Güçlü’nün , Radyo Trafik Marmara canlı yayınında eğitim sistemine dair yaptığı açıklamalardan bazı başlıklar şöyle:

“Eğitimde sorunlar bitmiyor. Eğitim 50 milyon kişiyi direkt ilgilendiren bir konu. 50 milyon kişi eğer bir konuda rahatsızsa huzur yok demektir. Terörden ekonomiye pek çok sorun var ama esas evdeki yangının sebebi eğitim. Ne işi yaparsan yap o işi yapan ol. İstemediğin bir mesleği yapma. İstediği kadar sınavda birinci olsun normal hayatta mutlu olma şansı o kadar yoktur. Çocukları rahat bıraksınlar bence onlar için daha iyi olur. İleride çok daha iyi noktalara gelebilirler.

“SİYASETÇİLER EĞİTİMİ CİDDİYE ALMIYOR”

Her anne babaya sizin için en önemli şey ne denildiği zaman çocuklarım diyor. Çocuklarınız için en önemli şey ne denildiğinde eğitim diyorlar. Ama eğitimle ilgili hiçbir uğraş yok. Eğitim çok önemli ama bunu önemsemeyenlerin başında anne babalar ve ikinci olarak devlet geliyor. Hangi anne baba sandığı giderken o parti, bu parti benim çocuğum için, çocuğumun geleceği için şu, şu, şunu yaptı ya da yapacak onun için oy veriyorum noktasına geldi, hiç kimse. O yüzden siyasetçiler eğitimi ciddiye almıyor. Siyasetçilerin eğitimi ciddiye alması için anne babaların çocukları için sorular sorması gerekiyor. ‘Bu sınavlar niye böyle? Eğitim sistemi niye böyle? Bu okullar iye böyle’ diye sorgulamaları lazım.

“SİYASETİN GÜNDEMİNDE EĞİTİM İLK ONA GİRMİYOR”

Evin en önemli gündemi eğitimdir. Siyasetin gündeminde eğitim ilk ona girmiyor. Girmemesinin nedeni; anne babaların eğitim konusunda ki duyarsızlığıdır. Oysa iyi eğitim almamış bir çocuk hem aile için hem ülke için en büyük baş ağrısıdır. Bu yüzden bunun ciddiye alınması lazım. Bizim gibi genç nüfuslu bir ülkede, eğer siz o çocukları iyi eğitemezseniz yarın bir gün ya sokak çetelerinin içine katılırlar ya da uyuşturucu alırlar ya dağa çıkarlar ya da hırsızlık yaparlar. Yarın öbür gün çok farklı sorunlarla karşımıza gelirler.
Biz sorun çıktıktan sonra anca sorunlu çocuklarla ilgileniyoruz. Oysa onlarla sorun haline gelmeden ilgilenirsek daha pozitif sonuç alırız. Ülkenin kalkınmasına da yardımcı olur. Ama bununla ilgilenen ne siyasetçiler var ne anne babalar var ne medya var.
Gazetelerde 8 sayfa magazin, 8 sayfa futbol, 8 sayfa gündem var, ekonomi bölümü var ama yarım sayfa eğitim yok. Eğitim olmayınca olmuyor. Bilim bir anda olmuyor. Dünya da en güçlü ülke neden Amerika? En güçlü silahlara sahip olduğu için değil. Dünyanın en iyi 10 üniversitesine Amerika’da olduğu için Amerika Amerika’dır.

“TEOG’U GETİREN, GÖTÜREN BAŞBAKAN AYNI, CUMHURBAŞKANI AYNI, MİLLİ EĞİTİM BAKANI AYNI”

TEOG ağır dendi, çocukları çok sınav kolik haline getirdi dendi. Hâlbuki TEOG gelirken çocukları sınavlardan kurtaracak dendi. Kurtarıcı olarak getirildi, o güne kadar olmuş en büyük reform olarak nitelendirildi. Benim sormak isteğim, Cumhuriyet tarihinin en büyük reformu diye yapılırken bunları ballandıra ballandıra anlatan Başbakan aynı, Cumhurbaşkanı aynı, Milli Eğitim Bakanı aynı. Bu çöpe atılırken o Milli Eğitim Bakanı nerede, niye çıkıp da o sistemi savunmuyor? TEOG çöpe atılıyor ve TEOG’u getiren milli eğitim bakanı ağzını açmıyor. Aynı partiden de olsa çıkıp bunu savunması lazım. O zaman bu bakanın getirdiği sistemi de bir sonraki bakan çöpe atacak. Eğitimde devamlılık olması lazım. Bir süreklilik olmazsa eğer eğitimde taş taş üstüne kalmaz. Biz hep duvar yapıyoruz sonraki bakan gelip o duvarı yıkıyor, sıfırdan duvar yapıyor. Ondan sonra gelen de onu yıkıyor. Böyle bir şey olmaz. Bürokrasi orda. Rüzgârgülü gibi hangi bakan gelse ona göre tavır alıyor. Asıl değişmesi gereken bürokrasi. Çünkü bu hataları yapan onlar. Eğitim bakanlarının en büyük özellikleri eğitimle uzaktan yakından bir ilgilerinin olmaması. Şu anda ki Milli Eğitim Bakanı, Savunma Bakanıyken niye alıp buraya getirdik, kendi işini yapmadı orada? Koltuk tatlı demek ki eğitimle alakaları olmasa da o koltuğa oturuyorlar.

“SAYIN BAKAN DİYOR Kİ ‘HERKESİ İSTEDİĞİ OKULA GÖNDERECEĞİZ’ YOK Kİ OKUL NEREYE GÖNDERECEKSİNİZ?”

Bu Ankara’daki bürokratlar ve bakanlar sadece İstanbul’u Etiler, Beşiktaş çevresi sanıyorlar ya da Bakırköy sanıyorlar. Ankara’yı da Çankaya çevresi sanıyorlar. Şile’ye gidin Şile’de beş tane bile değil üç tane okul yok. Mahalle diyorlardı, üç ilçeyi birleştireceklermiş. Yani en yakındaki okula gideceğim derken bir bakmışsınız 40-50 km uzaklıktaki okula gidiyorsunuz. Sayın bakan diyor ki ‘herkesi istediği okula göndereceğiz’. Yok ki okul nereye göndereceksiniz?

“KİŞİ BİR ÜNİVERSİTEYE KAYDOLDUĞU ZAMAN İŞSİZ SAYILMIYOR, BUNUN YAPILMA NEDENİ İŞSİZLİĞİ AZALTMAK!”

Bu sene üniversitelerde 350 bin kontenjan açık kaldı. Eskiden neydi üniversite olsun da ne olursa olsun diye gidiyorlardı insanlar. Hiç istemedikleri bölümlere gittiler. Üniversite diploması bir işe yaramıyor artık. 8-10 milyon üniversite mezunu işsiz. Geçen sene insanları ya meslek lisesine ya da imam hatip liselerine yönlendirdiler.120 bin öğrenci açık liseye gitti. Zorunlu eğitim çağındaki çocuk açık liseye gider mi? Çocuğu sokağa bırakmak demektir bu. Bütün bunların nedeni işsizliği azaltmak. 7 buçuk milyona çıkmış diyorlar üniversite öğrencileri, mümkün değil. Normal üniversitelere giden 1 buçuk milyon kişi. Gerisi açık öğretim, uzaktan öğretim ve iki senelik bölümler. Üniversite de bir yere kaydolduğu zaman işsiz sayılmıyor. İşsizlik sayısı da öylelikle düşüyor. Hepimizde buna inanıyoruz.

“BİR BAKAN ÜLKESİNDEKİ OKULLARIN %80’İNDEN FAZLASINA NİTELİKSİZ OKUL DİYORSA BU BİR FACİADIR”

Nitelikli denilen okullar, iyi eğitim veren okullar diğerleri kötü. Yani eğitim sisteminde bu nitelikli okulların oranı %2. Bir bakan ülkesindeki okulların %80’inden fazlasına niteliksiz okul diyorsa bu bir faciadır. Bu söylemden vazgeçildi şimdi proje okullar denildi. Proje okullarda 600-700 tane.
Milli Eğitim Bakanlığı eğer çocuğun gittiği okulda kalacağı yer yoksa yurtlar var diyor. Sen mevcut öğrenciye yurt bulamazken bu çocuklara nasıl yurt bulacaksın? Her anne baba çocuğunu gönderecek mi? Geçen sene gördük, 8-10 yaşındaki çocuklar yurt yangınında öldüler. Kim teslim eder çocuklarını bu yurtlarına?

“EĞİTİM BAKANLARI CUMHURBAŞKANI’NI YANILTIYORLAR”

Sayın Cumhurbaşkanı da Başbakan da eğitimin iyileşmesi için gerçekten müthiş çaba gösteriyor. Samimi olduklarına da inanıyorum. Ama bunları söylerken bir yandan getirdikleri bakanlara bakıyorum, diyorum ki ikisi birbiriyle örtüşmüyor. Sayın Cumhurbaşkanını yanıltıyorlar. Cumhurbaşkanı eğitimle ilgili ne söylediyse milli eğitim bakanlığı tam tersini yaptı. Sınavları azaltın dedi, sınavları çoğalttılar. Baskıyı azaltın dedi baskıyı çoğalttılar. Ders sayısını azaltın dedi ders sayısını çoğalttılar. Ne derse hep tam tersini yaptılar. En son Cumhurbaşkanı dershaneye bağımlılığı azaltın dedi şimdi gidin bakın bütün dershaneler isim değiştirdi. Dershaneler kapandı sanıyor Sayın Cumhurbaşkanı. Dershaneler kapanmadı, bütün okulları dershane haline getirdik biz.

“EĞİTİM SADECE İKTİDARIN DEĞİL MUHALEFETİN DE GÖREVİ”

Bir sistem değiştirirken kamuoyuna sunarsın 2 hafta 3 hafta değerlendirirsin sonra 1 yıl 2 yıl pilot olarak uygularsın bazı illerde okullarda. Sonra dersin ki tamam bu sistem yerli yerine oturdu ben bunu uyguluyorum ya da olmadı ben bundan vazgeçtim denir. Milli Eğitimin Bakanı ve Milli Savunma Bakanı’nın önünde milli kelimesi vardır ve meclis tarafından seçilmesi gerekir. Eğitim sadece iktidarın değil muhalefetin de görevi. Eğitim meselesi bu ülkede yaşayan herkesin görevi olmalı. Eğitim iyiyse bu ülkede herkes nemalanır. Eğitim kötüyse herkes onun cezasını çeker.
Türkiye’nin eğitim modeli vardı. Üreten insan yetiştiren bir eğitim modeli vardı. Bu çok çok önemli bir modeldi. Dünya literatürüne de girmiştir. Pek çok ülke de bunu örnek almıştır. Anadolu Liselerimiz vardı. Anadolu’daki fakir fukara çocuğu bu liselere giderdi. Yabancı dil öğrenirlerdi ve Türkiye’nin en iyi üniversitelerine giderlerdi. Onları da sonlandırırdık. Anadolu Lisesi tabelası asınca Anadolu Lisesi olmuyor. Bu liseler için insanlar neden çocuklarını yetiştirmeye çalışıyorlar, sınavlara çalışsınlar diye zorluyorlar? Spora göndersinler, baleye, müzik öğrenmeye göndersinler. Zamanlarını güzel şeyler öğrenerek değerlendirmek çok daha iyi olur.

“ÇOCUKLAR NE İSTİYORLARSA ONU OKUSUNLAR, BU SİSTEMİN TAMAMEN KALKMASI GEREKİYOR”

Çocuklar ne istiyorlarsa onu okusunlar. Bu sistemin tamamen kalkması gerekiyor. Sporda biz bu eğitim sistemi yüzünden başarısızız. Çünkü bütün çocuklar dershanelere gidiyor. Spor sahalarına gitmiyorlar. Bizden hiç müzisyen çıkmıyor.
Yılda 8-10 milyar eğitim sistemine para harcanıyor. Gençler gençliğini yaşayamıyorlar. Çocuklarda donanım var mı? Çocuklar istedikleri bölümü okuyor mu? Mutlu mu? Hayır. O zaman biz bu çocuklara bu eziyeti neden çektiriyoruz, bu paraları neden boşuna harcıyoruz? Bu soruyu artık birilerinin sorması lazım. Çocuğu mutlu eden şey ilgi ve yetenekleri konusunda eğitim almasıdır. Her mesleğin çok önemli çok onurlu olduğunu bilmek lazım

“ÖĞRETMENLER MUTLU DEĞİLSE O ÜLKE MUTLU DEĞİLDİR”

Öğrenciler konusunda ne kadar sorun varsa öğretmenler konusunda da sorunlar var. Aynı sınıfa giren öğretmenlere farklı farklı statü tanındı. Bu olmaması gereken bir şey. Kadrolu öğretmen var. Sözleşmeli öğretmen var. Şimdide özel statülü öğretmenler var. Öğretmen bir çeşit olur, herkes aynı statüye sahip olur. Sözleşmeli öğretmen olunca evliyseniz 4 yıldan önce eşinizin yanına tayin edilemiyorsunuz. Öğretmenlerin seslerini duyurabilecekleri bir yer yok. Öğretmenler mutlu değilse o ülke mutlu değildir. Seçim olduğu zaman kadroya alıyorlar. Bugüne kadar hep böyle oldu.
Bir yerel yönetim için hizmetse eğer eğitimden daha güzel bir hizmet olamaz. Hasan Ali Yücel’den sonra başarılı olan bakan sayısı tek tük çıkar. Millî Eğitim de en iyi bakan kim diye sorulduğunda akla isim gelmiyor. Bir bakanın başarılı bulunmaması çok kötü bir durum. Gelen bakan başarısız olduğu için sürekli yenisi geliyor. Bir ay içerisinde kalıcı mı gidici mi belli oluyor.

“GÖREVE GELEN BAKANIN EĞİTİMLE ALAKASI OLMUYOR”

Ehliyete uygunluğa önem vereceğiz diyorlar. Ama gelen bakanın eğitimle alakası olmuyor. Gelen bakanın eğitimle ilgili bilgi birikiminin olması, geleceğe yönelik projeleri olanları olması lazım. Proje üretmeye uygulamaya başlarsanız o anca 4-5 yıl sonra devreye girebilir. Buna vaktin yok diye ilk yaptığın şey değiştireyim, yeniliyeyim oluyor. Milletvekili seçilirken gel arkadaş ben seni milli eğitim bakanı yapmayı düşünüyoruz, bunun için seni seçiyoruz. Planın ne, projen ne neler yapabilirsin, eğitim hakkında düşüncen ne, eğitimle ilgili neler yapabilirsin diye konuşup tartışıp ondan sonra milletvekili yapıp iktidara geldikten sonra onlardan birini bakan yapmak lazım. Fakat bizde öyle olmuyor.”

 

 

Abbas Güçlü canlı yayın kaydı:

 

@marmaratrafik